Linux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Linux etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2012 Çarşamba

FreeNAS 8 kullanarak Vmware ESXi sunucuya disk eklemek (NFS ile)

Bir adet FreeNAS kurulu makinayı vmware sunucuya ek disk olarak gösterebilmek için yapılacak işlemlerin toplamı 10 dk. sürüyormuş bunu öğrenmek ise 1 güne yakın . Malum türkçe kaynak hele de özgür yazılım konusunda çok kıt , yabancı kaynaklarda ya çok basit ya çok karmaşık anlatıma sahip ve çok zaman tam istediğinizi bulamayıp ordan oraya zıplamak zorunda kalabiliyorsunuz . Sonunda başarınca da hep aklımın bir köşesinde bu işi türkçe yazıp koymak lazım internete ki bir daha ki sefere arayacak olanlar denk gelirse işine yarasın.

6 Haziran 2011 Pazartesi

gnome3'e terfi etmek






















Linux camiasının en ağırkanlı platformu , sade ve oturaklı olucam diye yüz yaşındaki kaplumbağalara dönen efsane masaüstü GNOME geçen nisan ayında en son sürümü olan 3.0 yayınladı. Herhalde en büyük GNOME kullanıcısı olan Ubuntu da bu arada 11.04 versiyonu ile kendi masaüstü Unity üzerine eğileceğini belirtmişti. O yüzden belki de GNOME 3.0 çok sansasyonel çıkış yapamadı hoş GNOME geliştiricileri/kullanıcıları için "sade" olmak herşeyin üstünde geldiği için böyle bir durumdan da şikayetçi olduklarını sanmıyorum. 

Ben de belli bir bekleme süresini geçirdikten sonra GNOME 3.0 masaüstüne geçiş yaptım . Bunun için çok uğraşmaya kulağı tersten göstermeye gerek yok , acemi kullanıcılar için anlatalım ( Genellikle linux/gnu camiasında herkesin herşeyi bildiği varsayıldığından bazı çok basit işlemlerin nasıl yapıldığını öğrenmek için baya uğraşmak gerekmektedir. )

Öncelikle bir terminal açıp
 sudo apt-get update
komutu giriyoruz . Terminalde gerekli update işlemleri yapıldıktan sonra
sudo apt-get install gnome3-session
Ekranda bu işlem için şu kadar disk alanı gerecektir falan gibi detaylar yazıp Y/N şeklinde son olarak emin olup olmadığınızı soracaktır Ubuntu. Yes deyip terminal ekranında kayan yazıları izlemek yeterli . Her şey bittiğinde sistemi yeniden başlatıp kullanıcı şifresi girerken alt kısımda GNOME 3 seçip başlattığımızda karşımıza GNOME 3'e terfi etmiş bir Ubuntu 10.10 işletim sistemimiz oluyor. Kurcalamaya devam !


19 Ocak 2011 Çarşamba

dünya bir yana sen bir yana
























sen benim şu dandik müzisyenlik hayatımda çalabildiğim en güzel akorsun .Benim La minörümsün her şarkım seninle başlıyor veya her şarkımın içinde sen geçiyorsun güzel kızım.

Hala müzikle uğraşsaydım mesela bir popçunun arkasında bas gitar çalsaydım veya eurovision'a katılacak kadar popüler bir rock grubuna kapağı atmış olsaydım büyük ihtimalle bir fender jazz bas'ım olurdu , böyle perdeleri silinmiş,boyası hafif dökülmüş tok sesli gümbür gümbür ton veren. Üstüne senin adını yazardım kesin bir de koluma ki sahnedeyken herkes senin adını okusun,öğrensin ve ezberlesin diye.

Ya da hayalini kurduğum gibi bir futbolcu olsaydım , orta sahada oyunu çift yönlü oynayabilen misal bir appiah gibi iniesta gibi. İngiltereye transfer olsaydım , senin doğumgününe denk gelseydi bir FA Cup maçı Nottingham Forest formasıyla harikalar yaratsaydım old trafford deplasmanında , sağdan gelen ortaya sol ayağımın dışıyla gelişine vurduğum top çatala vurup girseydi de tribüne koşarken formamı kaldırıp içime giydiğim ve üstünde senin güzel gözlerinin resmi olan tişörtümü gösterseydim , 1 gol 2 assistle maçın adamı olsaydım ertesi gün tüm spor sayfalarında 8 sütuna manşet olsaydım yine çıkar basın toplantısında senden bahsederdim  attığım her çalımı , her ara pası , topun etrafında dönüp pas verecek arkadaş aradığım her anı kızım için yaşıyorum derdim.

Ama gel gör ki güzel kızım bir masa başında sabahtan akşama kadar attığım imzalar , içine formül doldurduğum excel tabloları ve düzgünce istiflediğim klasörler arasında gelip geçen zamandan çalıp seninle daha çok birlikte olabilmenin hayalini kurabiliyorum sadece , sırf bu yüzden pazar sabahları erkenden birlikte uyandığımız anların değerini hiç bir şeye değişmiyorum.

güzel pişmiş bir tantuni, sert sulu yeşil erik, alexin yürüyerek attığı çalım, ibrahim kutluayın geri çekilerek attığı üçlük, sağlam bir pearl jam şarkısı, kadıkö-beşiktaş vapuru, taksim-bostancı dolmuşu, linux çalışan bilgisayar, eller cepte gezilen kadıköy sokakları, bir boris vian kitabı, darth vaderin ışın kılıcı, ari vatanen'in yanlayarak aldığı virajlar, eski maratonun yeri göğü inleten omuz omuza tezahüratı, cliff burton'ın bas soloları, sundance ödüllü tüm filmler, sarının yanında duran lacivert ve gökkubenin altındaki dünya bir yana sen bir yana güzel kızım , iyi ki doğdun 5 yıl önce bugün.

24 Kasım 2010 Çarşamba

fatih projesini kim işletecek ?
















Fatih ismiyle bir proje varmış , dün 5n1k programındaki tartışmaya denk gelince öğrendim. Biraz internette araştırma yapınca rakamları da görünce aklıma takıldı ister istemez , böyle büyük bir bilişim projesinin , belki de gelecek nesillerin hayati alanı olan bilgisayar teknolojileri konusunda şekillendirici olacak bu projenin enstrümanları ne olacak acaba ? Evet kastettiğim öğrencilere verileceği sözü edilen 570.000 dizüstü bilgisayarın işletim sistemi ne olacak ? Ve bunlara ne kadar lisans parası verilecek ? 1 sene önceki ziyaretinde şurdaki haberde de belirtildiği gibi özellikle milli eğitim ve ulaştırma bakanları ile görüşen Steve Ballmer ( ve tabii ki Bill Gates ) herhalde bu hesapları çoktan yapmıştır.

Devletin kendi kurumu tarafından geliştirilen bir işletim sistemi neden tercih edilmez de bu kadar büyük çaplı bir bedel ödemek tercih edilir ? Türkiyede bilgisayar teknolojileri konusunda bir devrim fırsatıdır bu belki de , eğer ki okul çağlarından itibaren 500.000 çocuk pardus kullanmaya başlarsa bunun adı devrimdir kesinlikle . O devrimi yapacak vizyon nerde ?

2 Kasım 2010 Salı

Linux'tan


















Ubuntu 11.04 sürümü ile birlikte kendi masaüstünü kullanmaya başlayacakmış , bu hamle gnome'un sonu mu olur yoksa küçülüp Linux camiasındaki sarsılmaz yerini KDE ve xfce'e mi bırakıp gider bilemeyiz ama en sağlam ve en popüler gnomeuyarlaması olan Ubuntu dağıtımlarında varsayılan masaüstü olmamak ciddi bir kayıptır. Bu konuyla ilgili haber ve yorumlar aha da şu sayfada 

Bu arada Ubuntu gnome masaüstünü en azından varsayılan olarak bırakmayı düşünürken yerli dağıtım Pardus sonunda burnundan kıl aldırmaz kullanıcıları memnun edecek şekilde çoklu masaüstü desteği ile çıkabilecek. Bununla ilgili gönüllülerden oluşan bir proje ÇoMaK Pardus dağıtımında sadece kde ile sınırlı kalmamayı sağlayacak , gnome yok diye pardusa burun kıvıranların da bir bahanesi daha silinmiş olacak. Ayrıca Pardusun Linux Journal tarafından dağıtılan ödüllerde 3 dalda ilk beşe girerek adını duyurmuş olması da ayrı bir güzellik. Bu konuyla ilgili  haber de şu sayfada.


15 Ekim 2010 Cuma

İşletim Sistemi iadesi de yapılır

İzmir Buca 'da tüketici hakem heyeti işletim sisteminin bilgisayarın ayrılmaz parçası olmadığına karar vererek ücretin iadesine karar vermiş. 

Bu şekilde para iadesi alan kişilerin açıklamaları için http://www.ozgurlukicin.com/forum/diger/15590/?page=3

6 Ekim 2010 Çarşamba

neden seçmiyorsun ?
























Evindeki koltuğun rengini seçiyorsun , televizyonun markasını seçiyorsun , asacağın tabloları seçiyorsun , halının desenini seçiyorsun , elektrik süpürgenin emiş gücünü seçiyorsun , çamaşır makinasının program sayısını seçiyorsun , bilgisayarının monitörünün kaç inç olacağını seçiyordun da artık evinin en temel mobilyası / cihazı haline gelmiş bilgisayarını neyin çalıştıracağını neden seçmiyorsun ?

İşletim sistemini kendin seç güzel kardeşim , seç ki senin olsun .

16 Eylül 2010 Perşembe

takip etmek lazım

Özgürlük İçin : Pardus kullanıcıları için Özgürlük için ekibi tarafından hazırlanan bir e-dergi . Sayı 25'e ulaşmış durumda . http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/


SUDO : Ubuntu-tr kullanıcıları tarafından hazırlanan bir e-dergi . Sayı 22'ye ulaşmış durumda . http://sudo.ubuntu-tr.net/

eniXma : Başta GNU/Linux olmak üzere özgür işletim sistemleri ve programları için bilgi paylaşım aracı olarak tanımlıyorlar kendilerini . Sayı 47'ye ulaşmış durumda . http://www.enixma.org/

Pardus-eDergi : Başka bir Pardus e-dergisi . Pardus-Linux.org sitesi tarafından hazırlanıyor. Sayı 23'e ulaşmış durumda . http://www.pardus-edergi.org/

ROOT : Ubuntu'dan türetilmiş Linux dağıtımı Mint için türkiye kullanıcıları tarafından hazırlanan bir e-dergi. Diğerlerine göre oldukça yeni henüz 3. sayıdalar. http://root.linuxmint.org.tr/

2 Eylül 2010 Perşembe

Dikkat evinize Yahoyt girebilir !

Aklı fikri teknolojide olduğundan galiba bazen yönünü şaşırıp insanların evine , odasına kadar dalabiliyor artık siteler , kendisi girmese bile ufak casuslar gönderiyor sonra onlardan topladığı bilgileri cümle aleme ifşa ediyorlar.

Yahoyt  genel anlamda sevdiğim bir site , ama en son Linux hala dipten yüzüyor  haberinde tutup da "...Fakat konu Linux savunmaya gelince aslan kesilenler bile evlerinde gizli gizli Windows kullanıyorlar..." diye yazmaları hiç yakışmadı . Kimin evine girdiniz de gördünüz gizli gizli windows kullandığını ? ayrıca linuxu savunmak ile windows kullanmamak iki ayrı uç nokta mıdır ? Bir insan hem linux hem windows kullanamaz mı ? Linux felsefesinin büyük pazar paylarına erişmek gibi derdi olmadığını bilmeyenler için büyük sorun windowsun ezici üstünlüğü ama sevdiği ve istediği için linux tercih edenler için çok da büyük dert değil.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Linux'un güzelliği

Bir süredir tek bilgisayar kullanımına geçmek için hazırlık yapıyordum . Bunun için işletim sistemi tespitinde Pardus ve Ubuntu arasında gidip gelirken ikisinin de yeni versiyonları çıktı. Haliyle çıktığı gün yeni versiyonlara geçtim.Ubuntu'dan beklentim büyüktü , change is coming falan diye iyi gaza getirdiler ancak son kullanıcının çok dikkatini çekecek bir değişiklik görmedim ben . Geri saym yapıp da değişime insanı hazırlayıp sonra da çok da bariz görünmeyen bir değişimi sunmak biraz hüsrana yol açıyor . Yiğidi öldür hakkını yeme demişler yeni ubuntu'nun kapanış hızına diyecek yok , makina küt diye siyah ekrana düşüyor. Bu olumsuzluklara rağmen yine de tek işletim sistemi olarak Ubuntu altında toparlamaya karar vermiştim taa ki pardus ve xfce ile tanışıncaya kadar. Kde'nin takılmalarından sıkılmaya başlamışken tüm linux maceralarında olduğu gibi "ulan neymiş bu xfce" deyip paketleri yükledim ve açılışta xfce masaüstüne geçtim. Tam istediğim gibi , temiz sade ve kolay bir masaüstüymüş meğer. Neyse bir süre daha bu şekilde 3 işletim sistemi ile devam etmek durumunda kaldım , ubuntu-pardus-windows arasında gidip gelirken dosyalar da dağılmaya ordan oraya geçerken gereksiz kopyalar oluşmaya başlamıştır.


Bu şekilde bir tane işletim sistemi kursam da hepsinden kurtulsam diye günlerimi gecelerimi geçirirken Pardus 2009.2 diye yeni versiyon geldi , yükledim. Hah tamam işte bu denecek bir sürüm olmuş 2009.2 , hızı kararlılığı falan gayet güzel. Hatta kde tarafı bile göz kamaştırıcak şekilde düzgün çalışıyor. İşletim sistemine karar verdikten sonra sıra donanım yükseltmesine gelmişti , çünkü ana işletim sistemi içine sanal makinalar ile kurulumlar yapıp değişik linux dağıtımları denemek istiyordum. Bu yüzden ram ve işlemci takviyesi gerekiyordu. Gel gör ki sessiz olsun diye zamanında seçtiğim küp kasa'nın anakartı en fazla 2 GB ram destekliyormuş. El mecbur kasayı da değiştirdim . Donanım hazır olunca Linux'un en güzel taraflarından birinden faydalandım. Eski bilgisayardan hard diskimi çıkarttım ve yeni bilgisayara taktım. Düğmesine bastım ve pardus 2009.2 karşımda . Ne bir uyumsuzluk ne bir donanım eksikliği , sürücü çakışması falan filan hiç bir şey yok. Sanki hiç bir şey değişmemiş gibi. Kapasite artınca tabii hemen ilk iş sanallaştırmaya koyuldum , sun virtualbox ile gül gibi bir win xp sanal makinam oldu.





Artık gönül rahatlığıyla tüm yedekleri bir yerde toplayıp , ayıklayıp bilgisayar arşivimi güncelleyebilirim. İşim düştüğünde winxp , onun dışında habire pardus. Ve tabii ki sanallaştırma ile diğer linux sürümleri , en çok merak ettiklerim de arch , mandriva, linux mint.

9 Nisan 2010 Cuma

Özgürlük günlerinin ardından

Geçen hafta ancak ikinci gününe gidebildim özgür yazılım günlerinin ,  önceki sene de yine aynı şekilde 2. güne gidebilmiştim. Sadece 2   güne vede ilkini bir iş gününe denk getirirlerse sadece öğrencilerin katılabileceği bir program olur çıkar bu özgür yazılım günleri . Hoş açık konuşmak gerekirse de öğrenciler dışında pek kimsenin ilgisini çektiği de söylenemez. Türkiye de açık ve özgür yazılım kullanımı ve dahası bilinci ne düzeyde bilemeyiz ama bilgisayar kullanımının ne yoğun olduğu kesim olması dolayısıyla özgür yazılımında en yoğun merak edildiği kesim öğrenci kesimi olması normaldir.


Neyse Bostancı-Taksim dolmuşları ve akabinde taksim-dolapdere servisi ile bilgi üniversitesine klasik güzergahımdan ulaştım. Bu sene diğer senelerin aksine sadece ok ile Linux günleri kağıtları yerleştirmekle yetinmemişler girişe bir danışma masası kurulmuş , kağıdaki güvenlik tipimizden okulun elemanı olmadığımızı anlar anlamaz danışmaya yönlendirdi . Adımı ve soyadımı söyledim ve ilginç şekilde ilk söyleyişte soyadımı doğru anladı çocuk ama ben senelerin verdiği alışkanlıkla bir daha söyledim . Bana kartımın salon girişinde basılacağını söylediler. Bilgisayar şenliği dediğin böyle olur işte network kurulur girenin anında kaydını alınır. Okları takip edip salonların olduğu bölüme geldim gerçekten de benim ismimin olduğu kart basılmış masanın üstünde yatıyordu . Kartı boynuma takmayla etrafta masanın üstüne dizilmiş broşürlerden almaya başladım. LKD ( linux kullanıcıları derneği ) bir masa kurmuş arkasında 2-3 eleman hepsinin önünde birer netbook dalmış gitmişler o paket senin bu konsol benim diyerekten. Arkalarına bir kaç afiş serpiştirmişler en güzeli "Bilgisayarınızı getirin Linux kuralı" sloganıydı bence. LKD'nin çaprazında Pardus ekibi görkemli standı ile boy gösteriyordu. Masanın birine 2 bilgisayar koymuşlar diğerine de cd , broşür , sticker tarzı şeyleri. Bilgisayarlardan birinde Pardus 2009.1 diğerinde ise Pardus Kurumsal 2 vardı . Benim için yazılım günlerinin en büyük kazancı da bu masa oldu zaten. Ozgurlukicin.com forumlarında okumuştum bu Kurumsal 2 versiyonu hakkında br kaç satır ama şöyle dünya gözüyle denemek nasip olmamıştı. Muhtelif sefelerde 4-5 defa Pardus Kurumsal 2 versiyonunu kurcaladım. Temiz ve sağlam bir görüntüsü var , KDE 3.5 olmasından dolayı sanırım daha derli toplu görünüyor. Zaten bu KDE linux dünyasının windowsu gibi , habire yeni sürüm çıkıyor ama en sağlam ve iyi olanları bir önceki versiyonları genelde. Neyse Kurumsal 2'yi kurcalarken arkadakilerden birisinin "hadi abi google'dan gelen hatun konuşacakmış" demesiyle irkildim , bana dememişti ama ben de faydasını görmüştüm bu cümlenin.


Salona girip yerimi aldım , hatta bütün ukalalığımla simultane çeviri kulaklığı da almadım. İlk kez google'da çalışan birisi görüyordum. Baya kilolu , hızlı hızlı konuşan ve her dışa dönük amerikalı gibi espri yapmaktan kendini alamayan birisi. Demek ki google da insan yapımı birşeymiş , demek ki zamanında kafayı çalıştırsak biz de yapabilirmişiz bu google'dan . Zaten konuşmanın ana fikri de buydu . İnanın her şeyi yapabilirsiniz tarzında standart bestseller sloganları ile bezenmiş bir konuşmaydı . Ama şunu gördüm ki herşeye rağmen ingilizce dinleme ve anlama kapasitemi muhafaza ediyormuşum . Google elemanı konuşmayı bitirince kalktım , yine pardus standına gidip Kurumsal 2 sürümünü kurcaladım , standa gelen bir kıza bu kurumsal 2 ne zaman çıkacak diye sordum mayıs ayında dedi ve gitti.


Gittim bir kahve aldım ve sonra "Nasıl pardus geliştiricisi olunur" konulu toplantıya girdim . 3 tane pardus geliştiricisi elinde mikrofon arkadaki slayttan bir şeyler okuyordu. Oturup dinlemeye başladım derken konu birden nasıl geldiyse Pardus ve diğer dağıtımlar arasındaki farklar gibi can alıcı bir yere geldi ve ortalardan birisi elini kaldırıp "ya aslında ubuntuya biraz haksızlık ediyoruz" dedi , belki ben biraz geç girdiğimden benden önce ubuntu hakkında birşeyler söylenmiş olabilirdi , konunun nasıl oraya geldiğini anlamaya çalışırken pardus geliştiricileri kısaca ubuntu'nun açık kaynak dünyasında büyük kaykı yapmadıklarını debian dağıtımını allayıp pullayıp kullanıcıya sunduğunu ve popüler bir dağıtım olmanın dışında bir özelliği olmadığını kibarca ifade ettiler. Pardusa yazılım eklemek veya katkıda bulunmak ubuntudan çok daha kolaymış o anda onu öğrenmiş oldum geliştiricilerin söylemlerinden. Ben son kullanıcı olduğum için çok alakadar etmiyor hangisinin python ile daha kolay uyum sağladığı konusu veya benzeri teknik şeyler ama nedense biraz hıncal uluçun "rijkard hoca değil" tarzına yakın "ubuntu da işletim sistemi miymiş" şeklinde çıkış geleceğini hissettiğimden oturduğum yere biraz daha kaykılıp dinlemeye devam ettim. Sonra ordan türkçeleştirme ve açık kaynak dünyasına katkı oranlarına gelince pardus geliştiricileri biraz daha ateşlendi ve bir sürü mail sunucu yazılımlarında I yani büyük ı harfi ile ilgili sorunun kendileri sayesinde çözüldüğünü belirttiler. Kendilerine minnettar olduk bir anda ama o karambolde birisi çıkıp türkçeleştirme oranını sordu cevap %98 olarak geldi , bunun üstüne aynı kişi Mandriva sürümünün türkçeleştirme oranını biliyormusunuz diye üsteledi kimseden ses çıkmayınca suratımıza yapıştırdı cevabı , %100 . Vay anasını Mandriva ( ki eski mandrake olur kendileri ) % 100 türkçeymiş bunu da öğrenmiş oldum. Bu arada ubuntu'yu da dünyada 10 milyona yakın kullanan varmış , Mandriva 3 milyon civarında , Pardus ise 300.000 civarında imiş , bunlar da istatistik merakımdan taşanlar olsun. Bu türkçeleştirme tartışması alevlenince kendimi bir sempozyumda birbirini boğazlama aşamasına gelen sol fraksiyonların ortasında kalmış sade işçi gibi hissettim , pılımı pırtımı toplayıp kendimi tuvalete attım. Çıkıp diğer standları gezdim . Novell Türkiye bir masa koymuş ama kimse yok , sadece cd ler vardı OpenSUSE yeşiliyle kaplanmış hemen 2 tane kapıp çantaya attım. ve akabinde Mozilla'dan gelen elemanın html5 anlatacağı toplantıya girdim . Çok donuk ve karmaşık geldi anlatıcı çıkıp yine Pardus Kurumsal 2'yi kurcalamaya başladım , o sırada birisi gelip bu kurumsal 2 nin ne farkı var diye sordu ve geliştiricilerden birini kolundan tutup karşımıza getirdiler. Yaklaşık 20 dakika pardus niye sunucu yapmıyor , neden kurumsal sürümü daha basit tutmuyor , yönetim paneli olacak mı , thin client pardus yüklü olsa ne güzel olur gibi envani çeşit konuyu konuştuk. Açıkcası bir önceki oturumda ubuntu , mandriva ve pardus kapışmalarından dolayı gıcık kapmış akşam eve gider gitmez pardusa dair ne var ne yoksa hepsini yakacaktım. Ama karşılıklı sobet edince yumuşadım , hak verdim kendilerine ve destek olmak için daha çok uğraşacağımı söyledim. Sonra Nagios tanıtımını izledim , çok hoşuma gitti ama o kadar gelişmiş bir ağ yöneticisi olmak için kendimi fazla yaşlı hissettim nedense. Daha sonra özgürlük için ekibinin oturumuna girdim . Ozgurlukicin.com sitesinin pardus yüklü bir  sunucu'da çalıştığını öğrendim.


Özgür yazılım ve linux üzerine bolca yükleme yapılmış halde bilgi üniversitesinden çıktım ama servisler bitmiş meğer , bari taksiye atlayıp deyip yolun karşısına geçince benim durumumda olan 2-3 kişi daha bulup bir taksi çevirdik öyle çıktık taksime . Tabii her istiklal caddesi ziyaretimde olduğu gibi 2 somun 1 açık 1 şalgam ver elini suat usta tantuni. Tantuni yedikten sonra da istiklal caddesi ayrı bir güzel geliyor insanın gözüne. Bir dahaki Özgür Yazılım günlerine kadar konsoldan paket derlemeyi bilen bir linux kullanıcısı olmayı hedefliyorum .

8 Nisan 2010 Perşembe

change is coming

geliyor

son model ubuntu
çok yakında

9 Ocak 2010 Cumartesi

2010'da windos'dan pardus'a

Sene sonuna yaklaşırken BSA'dan aradılar , bir ukalalık bir kibir sanki 3. dünya ülkesine kredi vermeden önce denetleyen imf yetkilisi arkadaş arka arkaya soruyor faturanız varmı ? gerçekten lisans aldınız mı ? ofis programı kullanmıyor musunuz ? neyle yazışma yapıyorsunuz peki ? Tepem attı işyerindeki windows makinanın diskinin yedeğini aldım , sonra ver elini Pardus 2009. Açıkcası evdeve laptopda sadece internet tarayıcı ve müzik dinlemek için kullandığım  -ki benim evde bilgisayar aktivitem büyük oranda bundan ibaret öyle film indirdim divx altyazısı koydum ettim falan huylarım yoktur- Pardus ile işyerinde nasıl bir performans yakalayacağım konusunda şüphelerim vardı. KDE4 masaüstü sistemini kullanması dolayısıyla bazı hard-core (!) linux kullanıcıları tarafından beğenilmeyen Pardus2009'a sırf yerli malı yurdun malı herkeş kullanmalı diyerekten ben de bir omuz attım. Esasında Ubuntu kurmak istiyordum , zaten linux kullanıcıları arasında en çok kullanılan dağıtımların başında geliyor Ubuntu.  Yine linux kullanıcıları tarafından en çok tercih edilen masaüstü olan GNOME vardı ubuntu'da aslında baya da iyi bir seçim olacaktı. Herşeye rağmen Pardusu seçtim ve şimdiye kadar beni utandırmadı. İşyerinde bilgisayar ile alakalı işlerimin büyük çoğunu herhangi bir sorun yaşamadan gerçekleştirebiliyorum. Eskiden sadece kısıtlı şekilde kullandığım Linux'un "iş" için de gayet uyumlu çıktığı için acaip rahatladım diyebilirim. Çünkü her zaman insanlara Linux çok iyi bir alternatif mahkum değilsiniz windos'a dediğimde abicim işyerinde paylaşım var , mail alıp veriyoruz , sonra sunum dosyaları yapıyoruz habire diye karşılık geldiğinde ulan gerçekten ağ üzerinde masaüstü kullanımında sıkıntı olur mu diye içime kurt düşmüyor da değildi hani. Şimdi gayet rahat ve gamsız bir şekilde BSA'dan ukala misafirleri bekliyorum.


Linux kullanmak biraz zor dahası senelerin alışkanlıklarını bir kenara bırakmak zor. Masüstü görüntülerinden dosya yapısına kullanılan temel programlardan disk bölümlerine kadar her şey farklı. Bu farklılık ilk başlarda göz korkutsa da alıştıkça ve araştırdıkça o ilk başlardaki korkudan eser kalmıyor ve giderek bilgisayara daha çok hakim olmaya başladığını hissediyor insan. Pek çok detayı kendisi ayarlayabildiği için bu hakimiyet pekişmiş oluyor. Hoş şimdiki sürümler hiç bir ayar yapmadan kullanıma hazır şekilde çok kolay yapılandırılmış zaten ama Linux kullanacak kadar merakı olan bir insan bu standart ayarlarla yetinmez benim bildiğim. Linux bilgisayar okuryazarlığını ve bilinci artırdığı gerçek ancak şu anda tüm dünyada bilgisayar kullananların içinde büyük oranda bir kitlenin /home dizininin ne demek olduğunu öğrenmek gibi kaygısı olmadığını biliyoruz. Ev kullanıcılarında Linux sürümlerinin artmasını beklemek baya vakit alacak bir eylem ama bence esas kurumsal alanda Linux ve türkiyede özellikle Pardus başarılı olabilir ( hoş geçen sene cebit fuarında pardus standında "neden kurumsal tarafa eğilmiyorsunuz?" diye sorduğumda ekipten birisi "biz ev kullanıcısını hedefliyoruz" demişti ) . Platform bağımsız olarak geliştirilmiş sistemlerin tamamı Pardus ile gayet rahat kullanılabiliyor. Örneğin internet bankacılık siteleri ben şu anda işyerinde Ziraat , Yapi Kredi , TEB , Garanti , İş Bankası , HSBC bankalarının internet şubelerini  Pardus altında firefox 3,5 ile kullanabiliyorum , hiç bir sorun da yaşamadım. Aynı şekilde SGK'nın özel hastaneler için geliştirdiği Medula sistemini de Pardus altında kullanabiliyorum.


Tasarruf diye kıçını başını yırtan ota boka zam bindiren yetkililer sadece kamu kurumlarında lisans bedeli olarak ne kadar paraların savrulduğunu bilselerdi ve biraz mantalitesi yeterli , vizyonu geniş kişiler olsaydı , bütün kamu kurumlarında Linux sürümleri altında platform bağımsız sistemler kullanılıyor olurdu. Bakalım bu uzun yolun sonunda böyle bir ışık görebilecek miyiz .

3 Kasım 2009 Salı

bilbo'dan bloga

Pardus tarafında kullanılabilecek güzel bir yazılım bilbo blogger , wordpress'in veya blogspot'un detaylı widget,plugin vs. özelliklerinden faydalanmadan en yalın haliyle bir günlük tutup bol düz yazı üzeri az grafik kullanmak isteyenler için gayet yeterli. Misal temelaksoy.com gibi bir blog sitesi sahibi olsam gözümü kırpmadan bilbo kullanırdım. Kendi blogunu tanımlıyorsun , sonra basit bir editör ile yazıyorsun yazacaklarını gönder diyorsun ve işlem bitiyor , hoş normal bir blog arayüzünde fazlası da var ama daha çok masaüstünde fazla çalışıp da arada aklına geldikçe bir kaç satır karalayanlar için (bkz. ben) ideal bir yazılım ancak halen linux tarafında tamamen taşınamadığım için windows kısmında da bilbo olmadığından mecbur firefox veya opera ile blog mesajları gönderiyorum. Pardus hata takip sistemine soap ile ilgili sorunları yazmak istiyorum , bu sorunu halletseler medula sistemine de pardus ile ulaşabilmiş olacağız ki gayet güzel bir gelişme olur .

Aslında bu bilboya iki üç sekme ekleyip hem facebook,hem friendfeed hemi de twitter'a durum mesajını gönderebilecek hale getirseler , tek elden bütün sosyal ağları bağlamış olur üstüne de bloga düğümleyerek verimlilik esaslarını kökünden yerine getirmiş oluruz.Kopete gibi olsun işte.Ben google'ın yerinde olsam wave ile falan uğraşacağıma ilk önce böyle basit bir program yapardım , hoş belki de vardır birileri düşünüp çoktan yapmıştır bile. Vakit olsa şeytan diyor indir 2-3 python kitabı çalış öğren yaz programları çatır çatır ( şeytan senelerdir python diyorda bizdeki tembellik kimsede yok ) .



bu yazıyı da bilbo ile attım bloga

8 Ağustos 2009 Cumartesi

pardus geldi hanım

Masaustu7


Eşim pardus'u hiç sevmiyor aslında , bilgisayarın düğmesine bassın o sırada gidip bulaşık makinasını boşaltmaya devam etsin veya etrafa benim saçtığım dergi,kitap cd benzeri ıvır zıvırları toplasın istiyor hep fakat pardus kurunca bilgisayara açılıştaki grub yüzünden beklemek ve ille de windowsu seçmesi gerekiyor ya işte o yüzden uyuz oluyor bilgisayara pardus kurmama ama linux inadıma karşı duramıyor yine de.



Linux serüvenine gelecek linux ile başlamış birisi olarak pek çok sürümü denedikten sonra şu ana kadar suse ve ubuntu'dan sonra ve hatta daha iyi diyebileceğimz bir sürüm olmuş pardus 2009.